Otomotiv sanayi büyüdü ama !
Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları
küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Tabi bu
yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi
mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır,
defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer,
fil kocaman olur... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü
yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür
olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır.
Buna psikolojide "Öğrenilmiş Çaresizlik"
deniyor...
Bu fil eğitimi (terbiye) biçimi aslında insanlar
içinde (görünmez kazıklar ve zincirlerle) geçerlidir. Düşünür Celal Yalınız (
Sakallı Celal, Ölümü 1962 ) bu tip durumlar için çok meşhur olan şu vecizeyi
söylemiştir : "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur." Yani bireyin,
toplumun ve kurumların özgürleşemeyeceği, değişemeyeceği eğitim ile kazandırılıyor
aslında. Eğitim sınır çiziyor ve bu sınırın ötesine geçmenin mümkün olmadığına
inandırıyor insanı.
Filin eğitim hikayesi ve Sakallı Celal’in analizi,
bizim otomotiv sektörümüzün gelişim hikayesi ile birbirine çok benzemektedir.
Yarım yüzyıl öncesinden ithal ikame politikaları ile temelleri atılan otomotiv
sektörümüz malesef o günden bugüne kadar, kazığını çakan ve zincirini bağlayan
ithal ortakları ya da lisansörlerinin çizdiği sınırın ötesine geçememiştir. Sektör
küçük bir bebek iken çakılan kazık ve takılan zinciri bugün dünya ölçeğinde
hatırı sayılır üretim yapar haline gelmesine rağmen sökmeyi denememektedir
bile. Çünkü ortak ya da lisansörlerimiz o günden bugüne kadar bizi eğite eğite sınırlı
alandaki fasit bir daire etrafında dönmek cehaletine mahkum etmişlerdir.
Birkaç kaporta işi ve trim aksamı dışında işin
nüvesinden hep uzak tutulduk. O işler çok büyük işler ve ağır konulardı. Onlar
bizlerden daha zeki uzaylı yaratıkların icadıydı ve insan ne kadar fen tahsili
yaparsa yapsın o bilgiye vakıf olamazdı. Espri bir yana pek çok yönetici buna
benzer haleti ruhiye içersindedir. “Aman icat çıkartmayın” ya da “ Adamlar
almış başını gitmiş” ninnileri ile innovasyoncuların, istekli gençlerin önü
kesilmiştir.
Bizlerdeki bu kafalar değişmedikçe ne zincir
kırılr ne kazık sökülür. Hemde bu kazık ve zincirin kuvvettli bir üfürmeyle
bile yıkılacağı cüsseye erişmiş olduğumuz halde. Sakallı Celal öleli tamı
tamamına 50 yıl olmuş..Çok şeyler değişse de o kafa değişmemiş..
